Merhaba canım meslektaşım,

Geçtiğimiz gün Instagram'da bir soru-cevap yaptım. Sizi Fotoğrafçılık Kampına katılmaktan alıkoyan şey nedir? dedim ve cevaplar gelmeye başladı. Yaklaşık 40 tane cevap geldi. 36 tanesi maddiyat ile ilgiliydi. Yani eğer param olsa kesin katılırım diyenlerdi. Şöyle bir son 2,5 yılım gözümün önüne geldi.

Türkiye'deki evi satıp, stüdyoyu devrettik. Kanada doları 2,90lardayken 4,5 hatta 5 TL'yi görmüştü o yaz. Rahip Brunson krizi vardı. Ne kriziyse bizim elimizdeki avucumuzdaki hayallerimizin %45'i bir haftada eriyip gitmişti. Kanada'ya gelebilmemizin tek yolu Volkan'ın 1 yıllık bir koleje yazılmasıydı. Okul ücreti, uçak masrafları, ev masrafları derken elimizde çalışmadan yaşayabileceğimiz 3 aylık paramız kaldı.

Kredi skorumuz olmadığı için bize kimse ev vermiyordu. Kanada'daki arkadaşımız uzun uğraşlar sonunda bize kefil olarak hiç bilmediğimiz bir yerde hiç görmediğimiz evimizi tutmuştu. 1+1, 35-40 metrekare, 60-70 yıllık eski bir apartmanda 70 milletten farklı insanla beraber oturmaya başlamıştık. Hatta ev müsait olmadığı için öncesinde 1 ay boyunca başka birinin bodrum katında yaşadık.

1 odalı evimizin. odasını Çakıl'a yaptık, biz salon, oturma odası, mutfağın bir arada olduğu alanda 2 sene boyunca Ikea'dan aldığımız en ucuz koltuğunda gündüzleri oturup geceleri de yattık. Çamaşır ve bulaşık makinesi yoktu. Çamaşır için 2 kat aşağıda ortaklaşa kullanılan makinelere inip para atıp kullanıyorduk. Haftada sadece 20 saatlik çalışma izni olduğu için part-time bir iş bulmamız ve hemen bulmamız gerekiyordu. Volkan bir ajansa yazıldı. Garsonluk, taşımacılık (UPS'te gece vardiyası), ben okullarda destek personeli olarak saatlik ve geçici işlerde çalışmaya başladık. Sonra Volkan iş buldu, benim çalışma iznim geldi fotoğrafçı markamı ve şirketimi kurdum. Volkan gündüzleri part-time, okul ve sonrasında yemek taşımacılığı yapıyor, ben de markamı ayağa kaldırmak için uğraşıyordum. Dili bilmeme, kültürü hiç tanımama, evinden 10.000 km uzakta, tek başına olmanın zorluklarına, psikolojik bunalımlara ise hiiiçççç girmiyorum şu an.

Bu arada Dünya'nın en ünlü fotoğrafçısıyla anlaşıp ilerlerken onun sağlık sorunları nedeniyle yarım kaldı ve ilerleyemedik. Yavaş yavaş ama sağlam adımlar attık. Buraları da hiç anlatmayacağım şimdi.

2 yıl sonra Serap Seker Academy'yi kurduk. Yine aynı yerde. Aynı evde. Covid-19'dan dolayı iş yapmamız yasaklanmıştı. Eğitimlerimiz başladı. Bu arada evin dışını yenileme çalışmaları nedeniyle kırmızı bir poşetle kapladılar. 2 ay boyunca sabah akşam ev gece modundaydı. Dışarı çıkamıyoruz, 35 metrekareye sıkışmış ve 24 saat geceyi yaşıyorduk. Dışardaki sesleri ve 6 yaşındaki kızımızın ihtiyaçlarını da hiç söylemiyorum.

Burada söylemek istediğim aslında şu. Eğer olumsuz taraf görüp vazgeçeceksen bunu çok kolay yaparsın. Maddiyat dersen sorunun maddiyat olur. Başka bir şey dersen sorunun o olur. Onlar çok kolay kaçış yolları. Konfor alanından çıkarmaz sizi o bilinçaltınız. Öyle döngünün içinde tıkılıp kalırsınız. Hareket etmemek için bir çok neden bulabilirsiniz.

Ama... Eğer kafayı takmışsanız, hedefinize doğru ilerlemek istiyorsanız, hayallerinize ulaşmayı kafayı takmışsanız çözüm yolunu buluyorsunuz. Herkes BAŞARILI olmak ister. Herkes. Ama çok azımız bunun için gerekli çabayı gösterir. Suçu da hep başkalarına, başka durumlara atarlar. Suçlu hep o başkası ya da o başka durumdur. Kusura bakma canım benim ama hayatının sorumlusu sensin. Başkası değil. Başkasına suç atmak seni rahatlatıyor ama seni ileri götürmeyecek.

O yüzden bana 'maddiyat benim sorunum' demeyin sizi üzerim:))) Bak buraya ilk Serap Seker Academy 1:1 workshopumuzdan bir görüntüyü bırakıyorum. Dolapların içi yenidoğan eşyaları ile dolu. İçerisi disko gibi. Öğlen saatleri. Kırmızı poşetin etkileri:) O kadar karanlık ki ışıkta yanıyor. Tavanda ışık yok bu arada. Sağ arka köşede zemin matları var. Yorganlarımız ütü masasının üstünde. Koltuk yattıgımız yer, sağ taraf mutfak (sırayla giriyorduk), sol taraf Çakıl'ın odası. Ben ise pür konsantre eğitimdeyim.

Sen şimdi bahanelerini yeniden gözden geçir. Bana sorunlarından bahsetme. Kimseye de bahsetme. Çöz onları canım benim. Herkesin problemleri var. Herkesin hayatı kendine zor. Nasıl çözebileceğini bul. Çözüm odaklı ol. Harekete geç. Ama bana maddiyat deme canım benim. Param yok, tek maaş giriyor, pandemiden iş yapamıyorum deme. Nasıl çözdüğünü, başarı hikayeni anlat bana. İlham ol.

Şimdi bu şartlardayken sana ilham olması için söylüyorum canım meslektaşım. Şuan Academy'de 474 meslektaşım eğitim alıyor. Serap Seker Photography 'Canada Newborn Photographer' ve 'Guelph Newborn Photographer' yazıldığında Google'da 1. sayfada çıkıyor. Türkiye'yi Dünya'da temsil ediyorum. Dünya'nın en iyi fotoğrafçılarıyla sürekli görüşüp ortak projeler yapmaya çalışıyoruz. Türkiye'nin ilk Hamile ve Yenidoğan Konferansını yaptık tam 7 saat 17 konuşmacıyla Russ Jackson, Marta Ponsko, Ufuk Sarışen ve bir sürü değerli Türk fotoğrafçıyla..

Bana şartlar zor deme canım benim:) Seni senden daha iyi anlıyorum. Seni çok iyi anlıyorum. Parasızlık ne çok iyi biliyorum. Maddi sorunlar nedir senden daha iyi biliyorum.

Sen yine de bir düşün. Kampa katılmak istersen İstanbul için son 5, Adana için son 6 kişilik yerimiz var. Gel işini büyütelim, seni ileriye götürelim. Planlı, stratejik ilerle. Harekete geçersen sen daha iyisini yapabilirsin. Gel senin başarı hikayeni yazalım.

Sevgiler,

Serap

www.serapsekeracademy.com

www.fotografcilikkampi.com

www.fotografcitedarikciportali.com