Ben 15 yıl bankada çalıştım. Volkan da 15 yıl farklı firmalarda satış ve pazarlama departmanlarında çalıştı. Yani pazarlama her zaman gündemimizdeydi. Ben nasıl yenidoğan fotoğrafı çekerken inanılmaz mutlu oluyorsam Volkan da pazarlama üzerinde çalışırken öyle oluyor:)

Son 1,5 yılda 1.000'den fazla fotoğrafçı ile 1e1 görüşme şansımız oldu. 100'den fazla fotoğrafçı ile grup workshopu ve 40'dan fazla fotoğrafçı ile 1e1 çalışma fırsatımız oldu. Tüm fotoğrafçılara sorduğumuz soruların başında pazarlama faaliyetleri olarak ne yapıyorsun vardı. Bu soruların cevaplarını, yanlışları ve önerilerimizi yazacağım.

Pazarlama yı doğru bir şekilde yaparken yapmamanız gereken şeylerden de uzak durmanız gerekiyor. Ve maalesef bu yanlışlar çok sık bir şekilde yapılıyor.

Şimdi aşağıda size bu yanlışları sıralayacağım. Siz bunları yapıyor musunuz?

Merak etmeyin önerilerimizi de ekleyeceğiz:)

1- Bence en önemlisi: Pazarlamayı önemli görmemeleri:

Benim fotoğraflarım iyiyse pazarlama yapmama gerek yok. Müşterim zaten beni bulur. Bu müşterilerim kendi isteğiyle arkadaşların ve ailelerine beni önerir. Onun arkadaşları ve aileleri de bana gelir.

Türk Fotoğrafçıların en büyük sorunu Pazarlama yapmamaları. Nasıl yapılacağını bilmemeleri. Benim işim iyiyse müşteri beni bulur demeleri. Her zaman söylüyorum. Ana Brandt belki dünyanın en iyi bebek fotoğrafçısı değil ama dünyanın en iyi pazarlamacısıdır. Niye?

Çünkü bir gün bile pazarlama yapmadan geçmez. Süreklidir. Bu işin anahtarı sürekli olmaktır. Ana Brandt, Sujata, Marta, Jess gibi fotoğrafçılara bakın. Süreklidirler. Pazarlamayı hiç bir zaman bırakmazlar.

Instagramda hikaye paylaşmak, fotoğraf paylaşmak, arada reels yapmak pazarlama değildir:)

2- Fotoğrafçıların sürekli ve sadece ekran başında kalmaları:

Bu da en sık karşılaştığımız yanlışlardan bir tanesi. Müşteriler bir anda kapınızda belirip size gelmeyecekler:) Çevrenizdeki en bilinen fotoğrafçı olmalısınız. fotoğrafçı denilince akla siz gelmelisiniz. Bunu da ekran başında oturarak yapamazsınız.

Kanada'ya ilk geldiğimizde doğal olarak bizi kimse tanımıyordu. Bizi tanımayan bize güvenmez bize yatırım yapmaz. Onun anadilini bile zar zor konuşurken, daha yeni dünyanın bir ucundan gelen, bilmediği birisine kim neden güvensin, parası versin, en değerli varlığını teslim edip fotoğraflarını çektirsin?

Ben çektirmezdim:) Her pazar kiliseye gittik. Oradaki toplulukla tanıştık. Müslüman olduğumuzu duyunca şaşırsalar da bizi çok iyi ağırladılar, sürekli birileriyle tanıştırdılar. Sonra bize bir projelerinin işini verdiler. Bulunduğumuz bölgedeki tüm küçük işletmelere yönelik projeleri vardı ve o toplantılarının fotoğraflanmasını istediler. Düşünebiliyor musunuz? Tüm o ilçedeki işletmelere bir toplantıda ulaşıp, onlarla tanışıp, kartvizitimizi verip, fotoğraflarımızla destekleyecektik.

Bir diğeri de Toronto'dan Guelph'e taşındığımızda yerel gazeteyle temasa geçmek oldu. Bizim yaptığımız bir projeden bir fotoğrafımızla 150.000 ailenin evine konuk olduk. Bundan daha iyi kendini tanıtma şansı olur mu? Dünya'nın bir ucunda yepyeni bir şehirde daha 2.ayında tüm takvimini doldurabilmenin hazzını hissedebiliyor musun?

Bunların hiçbiri ekranın başında olmadı. Unutmayın insanlarla çalışıyoruz. Tanıdığınız, bildiğiniz, güvendiğiniz kişilerle çalışmak istersiniz. O kişi siz olun:)

3- Sürekli İndirimli Paketler, Fiyatlar, Çekilişler Yapmak:

Bunları işe başladığımda ben de yaptım. Siz yapmayın diye anlatıyorum:) Evet bunları yapmak bazı zamanlarda işe yarar. Ama konuştuğumuz 1000'den fazla fotoğrafçının neredeyse hepsi bu hatayı yapıyor.

Unutmayın dostlar, yurttaşlar, romalılar. Sadece fiyata bakan müşteri kaliteye bakmıyor demektir. O müşteri size sadık olmaz, ucuz bir kere alır ve gider. O sizin ideal müşteriniz değildir. Ucuz fiyat ucuz müşterileri çeker. Eğri oturup doğru konuşalım:) Yani fiyat birinci sırada, kalite 2. sıradadır hatta daha aşağılarda.

Eğer uzun vadeli, sağlam, karlı bir fotoğrafçılık işiniz olmasını istiyorsanız bunları yapmamanız lazım. Sizin size sadık, sürekli gelen, arkadaşlarını ve ailelerini de getiren müşteriler lazım. Diğerleri sizin zamanınızı ve enerjinizi alır.

Ucuza vermenin bir handikapı da fiyatınızı yukarı çıkaramamanız ve sıkışıp kalmanız. Zaten indirim yapacağınızı biliyorsam indirim yapmanızı beklerim, daha önce yaptığınızı gördüysem ama sen bunu bu fiyata çekiyordun derim sizi yorarım, işten soğuturum, sizi zorlarım:) Tanıdık geldi mi? Hadi başına geldi biliyorum:) Benim de geldi. 1000den fazla fotoğrafçının da başına geldi merak etme:)

Ucuz fiyat, sürekli indirimler markanızın değerini azaltır. Güçlü bir fotoğrafçılık markası oluşturamazsınız. Güçlü bir Marka olmazsanız fiyatlarınızı artıramaz, istediğiniz ideal müşteriye ulaşamaz, karlı bir iş kuramaz, sürdüremezsiniz.

Her zaman sizden daha ucuza çeken fotoğrafçılar olacaktır. Siz kendi işinize odaklanın. Kendi güçlü markanızı kurun. başkalarının ucuz fiyatları sizin aklınıza bile gelmeyecek. Merak etmeyin bu fotoğrafçılar er ya da geç piyasadan gitmek zorunda kalıyorlar.

4- En sevdiklerimden: Diğer fotoğrafçıların yaptıklarının aynısını yapmak:

Bunu da çok seviyorum. Niye canım meslektaşım:) Çünkü tüm sektördeki fotoğrafçıları takip ederken, dışardan bir gözle bakınca, kimin ne yaptığını görünce hemen fark ediyorsunuz. Herkes AYNI. Aynı cümleler, aynı taktikler, aynı reklamlar, her şey aynı. Birisi bir şey yapıyor hoppp herkes aynı şeyi yapıyor. Onda tuttuysa bizde de tutar:)

Tutmaz canım arkadaşım. Tutmaz o. Daha nasıl vurgulayabilirim bilmiyorum.

Sen BAŞKALARINA bakmayacaksın. Kendi işini analiz edeceksin. İdeal müşterin kim, seni diğerlerinden ne ayırır, ne farklı kılar, hedeflerin ne, senin teklifin ne, neden seni tercih etmeli.. Bu sorular herkese göre farklı cevaplarla gelir. Bunları 5 pazarlama kuralı içerisinde değerlendirip ondan sonra sana en uygun pazarlama yöntemini belirleyip harekete geçmelisin.

O diğer fotoğrafçı yapıyor diye değil. Belki onun bile ne yaptığından haberi olmayabilir:) Çoğunlukla öyle:) Biliyorum bana güven:)

5- Bu da en sevdiklerimde: Pazarlama yapmaya zamanım yok:

Çekimlerim var, sonrasında photoshop, çocuk var, sevgilim var, eşim var, ailem var, ev temizliği, ütü, bulaşık.. Say say bitmez. Biliyorum çok meşgulsun. Çok yoğunsun. Başını kaşımaya vaktin yok.

Az önce söylediğim gibi bu işin sırrı SÜREKLİLİK. Çok çok iyi fotoğraflar çekseniz bile, en iyisi olsanız bile pazarlama yapmanız, ona zaman ayırmanız gerekiyor. Yoksa o hayal ettiğiniz çekimlere, müşterilere, hayat tarzına ulaşamayacaksın. Hep yakınma, hep aynı kara düzen içerisinde hareket ettiğinde değişen bir şey olmayacak.

Sihirli bir değnek veya birisi gelip seni oradan kurtarıp tüm sorunları çözüp sana o hayal ettiğin hayatı vermeyecek. Çalışacaksın. Pazarlama yapacaksın. Sürekli. Bilmiyorsan öğreneceksin, yardım alacaksın ama yapacaksın.

Meşguliyet ile ilgili bahaneleri bir kenara bırak şimdi. Hemen harekete geç. Müşterilerin olmazsa fotoğrafçılık yapamazsın. Yani bu işi yapamazsın. Yaptığın büyük büyük yatırımlar boşa gitmesin.

Bir pazarlama planı yap. Bilmiyorsan destek al.

Bu yanlışları yapma. Ben zamanında yaptım. Sen yapma. 1000lerce fotoğrafçı şu an bu yanlışları yapıyor. Sen yapma fark yarat. Aradan sıyrıl. Net ol. Sürekli ol. Cesaretli Ol. Ticari tarafı mutlaka düşün. Meraklı ol.

Nasıl yapacağını bilmiyorsan bana email gönder. Serap Seker Academy sana destek için kuruldu.