Merhaba canım meslektaşım,

Bu yazıyı yayınladıktan sonra bir kere daha bana karşı linç girişimi olacak ama doğruya doğru yanlışa yanlış demezsem içim rahat etmeyecek. Bir kaç gün önce Türkiye bebek Fotoğrafçıları Birliğinde bu konu konuşuldu. Ben de düşüncelerimi bu yazıyla iletmek istedim.

Öncelikle şunu yazayım da tepkileri biraz azalatalım: Alabildiğiniz kadar eğitim alın. Bütçenizin elverdiği ölçüde bir sürü eğtim almaya gayret edin. Her yıl kendinize mutlaka bir eğitim bütçesi oluşturun. Kendinizi sürekli yenileyin, farklı bakış açılarını görün, yeni teknikler, taktikler öğrenin. Geçtiğimiz yıl yaptığımız Türkiye'nin ilk Hamile ve Yenidoğan Konferansının açılışında Dünya'nın en iyi düğün fotoğrafçılarından Ufuk Sarışen, eğer gittiğim eğitimde benden çokta farklı bir şey yapmadıklarını görürsem ah iyi ya çokta fena bir durumda değilmişi diyerek rahatlarım zaten öteki türlü de iyi ki bu eğitime gelmişim bilmediğim çok şey öğrendim derim demişti:)

Eğitim demek daha önce denenmiş, başarılı ya da başarısız olmuş teknikleri öğrenmek, eğitim alınan kişinin tecrübesinden faydalanmak yani kısaca ZAMAN kazanıp, işinde daha yetkin olmak demek. Şimdi benim binlerce saat çalışarak, deneyerek, yanlışlar yaparak, doğrular yaparak, yıllarca üzerinde kendimi geliştirdiğim konuları öğretmem demek sen bu yanlışları yapma, bu doğruları kendi işine uyarla, bu teknikler için yıllarını harcama, ZAMAN yani kısaca para kaybetme demek.


Benim bu eğitim yolculuğum önce 1e1 eğitim ile başladı. İşe başladıktan 5 yıl sonra. 2 gün olarak stüdyomuzda eğitim veriyorduk. 1. gün teknik, 2. gün pazarlama eğitimi şeklindeydi. Çünkü biliyorduk ki bu işe tek taraflı bakılırsa maalesef başarılı olunamıyordu. Nereden biliyorduk? Çünkü bizim başımıza geldi, yurtdışındaki en iyi fotoğrafçıların eğitimlerinde gördük. Kendi işimize uyguladık, geliştirdik, başarılı olduğumuz konuların yanında başarısızlıklarımızı da not ettik ki aynı şeyleri bir başkası yaşamasın.

2013 yılında 4 tane bebek fotoğrafçısına email gönderdik. Zaten o dönemde iki elin parmakları kadar bebek fotoğrafçısı var. Böyle heryerde eğitim veren de yoktu Türkiye'de. Sadece yabancı kaynaklar vardı. Bu fotoğrafçılara ama ölüp bitiyoruz. Nasıl böyle çekiyorlar, harikalar, süperler diyoruz. Bir tanesi bize bu iş çok zor hiç başlamayın dedi, diğerleri de bizi reddetti. Şu an ikisi de sektörde değil. Tutunamadılar. Niye? Kendilerini yenileyemediler, kapalı kaldılar. Öyle başarılı ve yeni fotoğrafçılar sektöre girdiki tüm müşterilerini kaybettiler.

Şimdi bu hatayı yapan fotoğrafçıları çok net görebiliyoruz. Kendilerini yenilemeden, ben eğitim almam diyerek egolarına yenilerek, hep aynı standartta devam ederek, üstüne bir şey koymadan ilerliyorlar. Hatta eğitim bile veriyorlar. Eğer ben oldum, harikayım, bitirdim bu işi derseniz gerçekten bitersiniz. Şunu çok net söyleyebilirim ki yeni başlayan o kadar yeniliğe açık, öğrenmeye açık fotoğrafçılar gümbür gümbür geliyor. Geçen yıl eğitimlerimize katılan bir arkadaşımız vardı. Çekimser ve kendine güveni yoktu. Bulunduğu çevrede Türkiye'nin eski ve iyi fotoğrafçılarından biri vardı ancak yukarıda tarif ettiğim gibiydi. Bu arkadaş bu bir yıl boyunca o kadar çalıştı, o kadar profesyonel oldu, o kadar iyi bir marka oluşturdu ki artık müşterilerin 1. tercihi olmaya başladı. Takvimi doldu taştı. Kendine yatırım yapmaya devam ediyor. Hatta şimdi BPA'da eğitim bile vermeye başladı. Bunun gibi daha bir çok kişi geliyor.

Biz her yıl onbinlerce lirayı eğitimlerimiz için ayırıyoruz. Bebek Fotoğrafçılarının yanında Düğün Fotoğrafçılarından, Yemek, Ürün, Aile, Sokak, Portre fotoğrafçılarından eğitimler alıyoruz. Hatta sadece müşteri rehberlerimiz için ayrı bir mentor, email ve müşteri iş akışlarımız için ayrı bir mentor ile çalışıyoruz. Bunun dışında 2 tanede düğün fotoğrafçısı olan mentorümüz bulunuyor. Çünkü öğrenmenin, gelişmenin, yenilenmenin sonu yok. Şu an Akademi'de 600den fazla öğrenci, BPA'da 150 kişi var, 100den fazla kişiyle grup workshopu ve 10larca 1e1 eğitimler yaptık. Herkesi besleyebilmek, her gün yeni bir şey eklemek, dünya standartlarında eğitimler hazırlayabilmek için 4 bir koldan bizim de beslenmemiz gerekiyor. Ben herkesten daha çok eğitim almalı ve herkesten çok çalışmalıyım. Çünkü bana eğitime gelenler büyük umutlarla geliyor, belki son parasını harcıyor belki son çaresiyim. Bu aslında çok büyük bir yük. Çokça çalışmayı gerektiriyor. Bu nedenle eğitmenlerin tüm öğrencilerinden daha fazla eğitim almış, daha fazla çalışmış, daha fazla emek vermiş olması gerekiyor.

Şimdi gelelim Türkiye'deki duruma. 2 farklı fotoğrafçı bulunuyor. 1.si işe yeni başlayan, sektörü bilmeyen, ne soracağını, nereden başlayacağını bilmeyen fotoğrafçı. Genellikle ya temel fotoğrafçılık eğitimini alıyor ya da almıyor. Bebek fotoğrafçısı olmak için bir workshopa katılmak istiyor. 1e1 ya da grup workshopu veren fotoğrafçılar buluyor. 1 ya da 2 günlük eğitimlerine katılıyor. Bir kaç gün mutlu oluyor. Ama sonrasında maalesef hayal kırıklığı ile geçen günler, aylar, yıllar oluyor.

2.si de belli bir seviyeye gelmiş fotoğrafçıların kendilerini bir üst seviyeye çıkarmak, daha iyi fotoğraflar çekmek, tekniğini geliştirmek için 1e1 ya da grup workshoplarına katılması. Ama buradaki durum da yine aynı.

Burada iki tarafta da problem var. Eğitim almak isteyen Fotoğrafçılar ne istediklerini iyi bilmeli, karşısındaki fotoğrafçının bunun ona verip veremeyeceğini iyi analiz etmeli, eğitimin içeriğini, eğitim öncesi ve sonrasında nasıl bir akış olacağını sorması gerekiyor. Ama maalesef tek yapılan: Fiyat ne? İçerikte ne var? Bu sorulara da pahalıymış ya da aa ucuzmuş diyerek eğitim ve eğitmen tercihi yapıyorlar.

Ama buradaki en büyük problem eğitmenlerde. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Bir eğitim öncesi eğitim verilecek fotoğrafçı ne kadar analiz ediliyor? Onun portföyü, durumu, ekipmanları, kullandığı uygulamalar, bulunduğu bölge, amaçları, hedefleri, bu eğitimden beklentileri soruluyor mu? Buna göre bu eğitim tam sana göre ya da bu sana göre değil sen önce şunları hallet sonra buna gel deniliyor mu? Net söyleyeyim. Hayır! Ne bu şekilde öncesinde bir çalışma yapılıyor ne de sonrasında bir takip sistemi geliştiriliyor. Yani eğitimden sonra acaba ne kadar faydalı oldu, istediklerini uygulayabildi mi, nerelerde tıkandı, bir desteğe ihtiyacı var mı gibi sorular soruluyor mu? Net söyleyeyim. Hayır!

Sonuçta harcanan paralar, hayal kırıklıkları, kaybedilen zamanlar, cesaretin kaybedilmesi, kaybedilen paralar...

Şimdi iki taraf içinde bir yol haritası paylaşacağım. Hem fotoğrafçılar hemde 1e1 ve grup workshopu veren bebek fotoğrafçıları için.

Eğitim almak isteyen fotoğrafçılar kendilerine ve eğitim almak istedikleri fotoğrafçılara şu soruları sorsunlar:

- Benim eksiğim nedir? Şu an hangi noktadayım? Bu eğitim ile nereye gelmek istiyorum?

- Alacağım eğitimin içeriği beni tatmin etti mi? İhtiyaçlarıma yönelik mi?

- Eğitimi alacağım fotoğrafçı bu konularda ne kadar başarılı? Kendisi bunları uygulayıp başarılı olmuş mu?

- Eğitim alacağım fotoğrafçı profesyonel mi? Yani düzenli ve güncel bir websitesi var mı, tüm sosyal medyalarda aktif ve güncel mi, tekniği benim sevdiğim ve istediğim bir teknik mi, eğitim konusunda ne kadar tecrübeli?

- Eğitim öncesi benimle ilgilendi mi? Beni tanıyor mu? Eğitim sonrasında bana ne gibi destek verecek?

- Bu eğitmeni ucuz olduğu için mi tercih ediyorum? Referansları bulunuyor mu? Tecrübesini karşısındakine aktarabiliyor mu?

- Herhangi bir yerde bir yazısı, bilgilendirici bir makalesi, yol gösterici videosu var mı?

- Dünya'da bunun örnekleri nasıl? Dünya'da neler oluyor bizde neler oluyor?


Eğitim veren bebek fotoğrafçıları da kendilerine ve karşısındaki fotoğrafçılara şunları sorsunlar:

- Ben bu eğitimi verecek kadar yetkinliğe ulaştım mı? Ben kendimi o kadar geliştirdim mi?

- Bu eğitimleri karşımdakine düzenli ve akıcı bir şekilde onun seviyesinde anlatabiliyor muyum?

- Profesyonel miyim? Eğitim ile ilgili düzenli ve sürekli bir websitem, videolarım, yazılarım, bilgilendirmelerim, eğitim içeriklerim var mı?

- Karşımdaki fotoğrafçıyı ne kadar tanıyorum? Bu eğitim ona uygun mu? Uygun değilse bunu ona söyleyebiliyor muyum? Onu tanımak için nasıl bir çalışma yapacağım?

- Bu fotoğrafçıyı eğitim sonrasında nasıl destekleyeceğim? Destekleyecek miyim?

- Eğitim içeriğim yeterince açık mı? Yoksa işte bebekle fotoğraf çekeceğiz, wrap öğreteceğim, aileleri karşılama ve Instagramdan bahsedeceğiz diye dmden içerik mi paylaşıyorum?

- Yapmadığım, uygulamadığım şeyleri anlatacak mıyım? Türkiye ve Dünya'dan başarılı diğer örnekleri paylaşacak mıyım?


Gördüğünüz gibi eğitim işi çok ciddi bir iştir. Kendi çocuğunuzu okula gönderirken nasıl kılı kırk yarıyorsunuz. Nasıl öğretmen hakkında bilgi alıyorsunuz. Özel okula verecekseniz bir sürü okul geziyorsunuz, arkadaşlarınıza soruyorsunuz, internetten araştırıyorsunuz, ziyarete gidiyorsunuz, okulu geziyorsunuz, içerik ve yöntemlerle ilgili bilgi alıyorsunuz, çocuğuna en uygun okulu seçmeye çalışıyorsunuz. Aynı şeyi kendi işiniz için de yapın. Bu sizin yatırımınız, iyi değerlendirin, iyi analiz edin, alabildiğiniz kadar eğitim alın, farklı bakış açıları görün mutlaka.

Dünya'daki eğitmenlere bakın websitesi olmayan, sosyal medyayı aktif kullanmayan, blog yazmayan, eğitim öncesi ve sonrası destek vermeyen, konuşmacı olmayan, bir yerlerde mutlaka karşınıza bir makalesi ile çıkmayan yok. Ana, Russ, Sujata, Meg Loeks, Jessica, Petit Monde, Natasha, Anastasiya ve daha niceleri. Bizim bebek sektörü de Türk siyaseti gibi. Karşılıklı bu konular konuşulmaz, çözüm yolları aranmaz, sektörü yukarıya çıkaracak adımlar atılmaz, atanlar aşağıya çekilir... Ama BPA bana çok umut ve güç veriyor. Çok çok iyi fotoğrafçılar geliyor. Gümbür gümbür hemde. Hatta buradaki fotoğrafçılar yavaş yavaş eğitimlere de başladılar. Çünkü burada herkes değerli.

Bir yatırım yapacağınız zaman bu soruları sorun. Sonra hayal kırıklığına uğramayın. Her yıl mutlaka kendinize ve işinize eğitim yatırımını yapın.

Sizi seviyorum:)

Sevgiler,

Serap